New Page 1
2015-2016 Yılı Öğrenci Alımı

TARİH :06-06-2015

2015-2016 Yılı öğrenci alımı ile ilgili detaylar haberler bölümüne eklenmiştir.


Tüm duyurular
........................

SİTEMİZE HASAN AKKUŞ RESİM GALERİSİ EKLENDİ

TARİH :03-01-2013

Fotoğraflara foto galerisinden bakabilirsiniz.
Sizlerin çekmiş olduğu fotoğraflar varsa bize gönderin sitemizde yayınlayalım.

iletişim: ikadirhan@hotmail.com



Tüm duyurular
........................

Sayac
Tekil (Bugün) 39
Toplam 200749
En Fazla 573
Ortalama 88
Üye Sayısı 96
Bugün Üye Olan 0

Sultan I. Mahmut ve Nur-u Osmaniye Külliyesi.

Sultan I. Mahmut, amcası Sultan III. Ahmet 1730 yılında vukû bulan Patrona Halil İsyanı sonunda tahtan indirilince, O’nun yerine Osmanlı hükümdarı olmuştur. Sultan I. Mahmut, oluşturduğu yeni yönetim kadrosuyla saltanatının ilk yıllarında –önce-ihtilalcileri devre dışı bırakmış; ardından da onların İstanbul’da meydana getirdikleri sosyal ve ekonomik çöküntüyü gidermeye çalışmıştır.

Patrona Halil İsyanı ile Lale Devri sona ermiş ise de meydana getirdiği geniş tahribat, vukû bulan depremler ve çıkan yangınlar sonrasında İstanbul, harabe haline gelmiş ve yangın yerine dönmüştür.

Böyle bir kaos ortamında hükümdar olan Sultan I. Mahmut, öncelikle sulh ve barış temeline dayalı olarak-izlediği dış siyaset sayesinde-imparatorluğun hem batı sınırlarında ve hem de doğu sınırlarında yıllardır devam eden ve sonuç alınamayan askerî harekâtı, ilgili devletler ile-makûl şartlar altında yaptığı- barış antlaşmaları ile sona erdirmiştir.

Ardından da İstanbul başta olmak üzere, geniş bir imar faâliyeti başlatmıştır. Bu cümleden olmak üzere Fatih Sultan Mehmet vakıfları arasında yer alan Ayasofya ve Fatih Camii ile bağlantılı iki kütüphane yaptırmış ve okuyucunun hizmetine sunmuştur.

Böylece amcası Sultan III.Ahmet’in Topkapı Sarayı’nın Hazine Dairesi’nde inşa ettirdiği Saray Kütüphanesi ile başlayan kültürel faâliyeti, saray dışına taşımıştır. Ayasofya Kütüphanesi başta olmak üzere ; Fatih - Nuruosmaniye- Âtıf Efendi - Ragıp Paşa – Şeyhu’l-İslam Veliyyüddin Efendi ve Şehit Ali Paşa kütüphaneleri, evet bütün bu kütüphaneler, bu döneme ait önemli kültür kurumlarıdır.

Sultan III.Osman Vakfiyesi’nde görüldüğü üzere Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde uygulanan yönetim sistemi, Ayasofya ve Fatih Sultan Mehmet Camii kütüphanelerinde uygulanan yönetim sisteminden –aynen- alınmıştır.

Sultan I. Mahmut, başlattığı bu imar faâliyetlerini, adına inşa ettireceği görkemli bir mabet ile taçlandırmayı arzu etmiştir. Bu amaçla yeni bir mimarî üslûp kullanılarak görkemli bir mabet yaptırmaya karar vermiştir. Yapımını planladığı görkemli mabet için de Çemberlitaş Gazi Atik Ali Paşa Camii ile Mahmut Paşa Camii arasında yer alan ve Sûk-ı Mâgiyân adıyla anılan Tavuk Pazarı yöresini seçmiştir.Yer seçiminde –muhtemelen– şu faktörler göz önünde bulundurulmuştur:

a) Yedi tepe üzerine kurulduğu söylenen İstanbul’un tarihî yarım adası üzerinde inşa edilmiş olan Türk-İslam medeniyetini temsil eden kültür âbidesi büyük selâtîn camilerinin konumlarına , Topkapı Sarayı’ndaki Seyir Kulesi’nden bakıldığında; Eyüp Hz. Halid Camii, Edirnekapı Mihrimâh Sultan Camii, Fatih Sultan Mehmet Hân Camii, Şehzade Mehmet Camii-Sultan II. Beyazıt Camii ve Ayasofya Camii, kamerî takvime göre ilk hilâlin bir silüetini oluşturmuşlardır. Ancak bu hilâlin bir kenarını oluşturan Sultan II. Beyazıt Camii ile Ayasofya Camii arasında genişçe bir boşluğun bulunduğu farkedilmiştir İşte bu genişçe boşluğu doldurmak üzere Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi, bugünkü yerine inşa edilerek ilk hilâl silüetinde görülen gedik, kapatılmıştır. Bir diğer ihtimal de;

b)Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet Han, ilk sarayını-günümüzde İstanbul Üniversitesi Merkez Binası olarak kullanılan - binanın yerine inşa ettirirken ikici sarayını da –Topkapı Sarayı’nın çekirdeğini oluşturmak üzere- Ayasofya Camii civarında inşa ettirmiş ve Ayasofya Camii’ni de kendi vakıfları arasına alarak saray camii olarak kullanmıştır.
Diğer yandan Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa edilmiş olan bu iki saray, birbirine iki yol ile bağlanmıştır.

 Bu yollardan birincisi, Divan Yolu’ dur ki, Beyazıt, Çarşıkapı, Çemberlitaş, Sultan Ahmet ve Ayasofya güzergahını takip etmektedir. İkinci yol ise Harem Yolu’ dur. Bu yolun güzergahı da Beyazıt- Sahaflar Çarşısı, Kapalı Çarşı, Cağaloğlu-Gülhane Parkı’ndan geçerek Topkapı Sarayı’na ulaşmaktadır ki, saray mensupları tarafından sıkça kullanılan ve üzerinde önemli ticaret merkezi olan büyük iş hanlarının yanı sıra bekâr odaları ve Kıblelizâde misâli büyük esirci hanlarını yer aldığı bu yol, Harem Yolu adını almıştır. Divan Yolu ise devlet ricali tarafından kullanıldığı için bu yol da Protokol Yolu olarak değerlendirilmiştir.

Harem Yolu üzerinde güvenliği sağlamak üzere, Vezirhan Caddesi ile Nuruosmaniye Caddesi’nin kesiştiği noktaya -askerî niteliği de bulunan- Cebeciler Kolluğu konuşlandırılmış ve bu yolla, iki sarayı birbirine bağlayan Harem Yolu’nun emniyet ve güvenliğinin sağlanması hedeflenmiştir. Ancak bekâr odaları ve esirci hanları, potansiyel suçlular tarafından işgal olunduğu için alınan bu güvenlik tedbiri yeterli olmamıştır. Ekonomik hayatın can damarını oluşturan ticarî merkezlerin yer aldığı bu yörede emniyet ve güvenlik, sık sık zaafa uğramış, bekâr ve esirci hanlarındaki potansiyel suçlular, devlet için her geçen gün derinleşen bir huzursuzluk kaynağı olmuştur. İçtimâi açıdan bir kaos ortamı oluşturan bekâr odalarını ve esirci hanlarını ortadan kaldırmak için –ihtiyaç duyulan kamu oyu desteğini kazanabilmek amacıyla-yapılması düşünülen görkemli mabede inşa yeri olarak bu mahal seçilmiştir.

c) Üçüncü bir ihtimal de tıpkı Ayasofya Camii’nin karşısına Türk-İslam medeniyetinin görkemli bir sanat âbidesi olarak Sultan Ahmet Camii’nin inşa edilmiş olması gibi iktidarda bulunan Bizans imparatorlarının heykellerinin dikildiği Çemberlitaş’ın karşısına
Nurosmaniye Camii ve Külliyesi’ nin inşa edilmiş olması da hatıra gelebilir. İşte söz konusu bu üç ihtimali de içine alan kültürel, sosyal ve ekonomik etkenlerin yanı sıra Nuruosmaniye Külliyesi’nin yeri belirlenirken farklı psikolojik nedenler de gündeme gelmiş olabilir. Yer seçimi ile ilgili faktörler ne olursa olsun gerçek olan şudur:

Nuruosmaniye Camii ve külliyesi, hem mimarî tarzıyla hem de vakfiyesinde yer alan hizmet cihetleriyle yenilenmenin bir sembolü olarak -çökertilen Lale Devri’nden sonra-toplumda yeniden yapılanma misyonunu üstlenmiş bir anıt yapıdır.

Nuruosmniye Camii ve Külliyyesi’nin gerçek bâni olan Sultan I. Mahmut, yer seçimi yapıldıktan sonra- Tarih-i Cami-i Nuruosmânî Risalesi’nde işaret edildiği üzere- işe Şeyhu’l-islam Hoca Sadettin Efendi’nin zevcesi Fatma Hatun Mescidi ile ilgili vakfın istipdâli ile başlamış ve mâil-i inhidam durumu görülen Fatma Hatun Mescidi yıkılarak Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi’nin inşası için temel hafriyatı başlatılmıştır.

Ancak yapılması planlanan selâtîn cami için Fatma Hatun Mescid arsası yeterli görülmediğinden büyük paralar ödenerek çevrede geniş alanda kamulaştırmalar yapılmış ve bu arada potansiyel suçluların barınak yerleri olan bekâr odaları ve Kıblelizâde misâli esirci hanları da ortadan kaldırılmıştır.

İki kademeli olarak yapılan kamulaştırmadan sonra Sultan I. Mahmut inşaatı yönetmek üzere dârüssaâde ağası Derviş Mustafa Efendi’ yi , tam yetkili sorumlu olarak –müstakil binâ nâzırlığına getirmiş ve Atıf Efendi damadı Ali Ağayı da Binâ eminliğine atamıştır. Binâ emini Ali Ağa da cami ve külliyenin yapım sorumluluğunu, meziyet ve mahâretiyle ün yapmış olan Simon ve Kozmoz kalfalara vermiştir. Binlerce işçinin çalıştırıldığı geniş bir organizasyon kurulduktan sonra inşaat başlatılmış ve kesintisiz bir şekilde hızla sürdürülmüştür.

Sık sık padişah tarafından denetlenen cami ve külliye inşaatı, altı ay geçmeden temeller cami secde zemini hizasına kadar yükseltilmiştir. Ancak sağlık şartları, bozulan Sultan I. Mahmut, bütün çabasına rağmen cami ve külliye inşaatını tamamlatamadan, 1754 yılında Hakka yürümüş ve bir anıt eser olarak yapımına başladığı Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi’nin tamamlandığını görememiştir. Bu görkemli anıt eseri tamamlamak, kardeşi Sultan III. Osman’ a nasip olmuştur.

Sultan III. Osman Vakfiyesi ve Nuruosmaniye Külliyesi

Görüldüğü üzere Nuruosmaniye Camii ve külliyesi’ nin 60-70 metre güneyinde Çember- litaş Gazi Atik Ali Paşa Camii yer alırken 60-70 metre kuzeyinde de Mahmut Paşa camii yer almıştır. Bu nedenle Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi, sadece Müslümanlara namaz kılma mahalli hazırlamak amacıyla inşa edilmiş değildir.

Sultan III. Osman tarafından hazırlanıp uygulamaya konan vakfiyedeki hizmet cihetleri, bunu açık seçik göstermektedir. Çünkü cami ve külliyede yerine getirilmesi ön görülen hizmetlerin sayısı, 80 kalemi aşmaktadır. Aldıkları günlük yemiye ise - 2 Aça ile 200 Akçe arasında değişmiş olmakla beraber- mürtezika tabir edilen 282 kişi, Sultan III. Osman’ın tesis eylediği vakıf gelirinden yararlanmıştır.

Vâkıf adına yapılması ön görülen her hizmet ciheti için –vakfiyede- günlük bir ücret belirlenmiştir. En yüksek ücret de medresede eğitim ve öğretim hizmeti veren müderrise verilmiştir. Derecesi, hâmise mertebesinde kabul edilen Nuruosmaniye Medresesi müderrisine, yevmî 200 Akçe verilmesi ön görülmüştür.

Diğer yandan camide düzenlenmesi ön görülen ilim alaka ve meclislerinde başta ilm-i kıraat olmak üzere-tefsir, hadis, fıkıh ve de feraiz derslerinin okutulması öngörülmüştür. Vakfiyede yer alan şeyhu’l-kurrâ, hem cami’de ilm-i kırâat tedris eyleyecek hem de Sultan III. Osman’ın validesi Şehsüvâr Sultan’ın medfun bulunduğu türbede hatim okuyacaktır.

Vakfiyede yer alan: Devirhân, Cüzhân-Fetihhân, nebe’hân, Akkafhân, Yâsin-i şerifhân- Tebârekehân, Aşirhân Buhâri-i şerifhan ve Muhammediye-i şerifhân gibi… hizmet cihetleri, son derece dikkat çekici görülmektedir.

Hele camide vukû muhtemel olayları önlemek için “Mâniun-Nükûş” adıyla 2 adet güvenlik elemanı ile okunan ezana-fiilen- icabet eylemeyen Kapalı Çarşı esnafını uyarmak üzere “Muhbir-i Vaktü’s-Salat” unvanı ile özel bir görevlinin vakfiyede yer alması çok anlamlı bulunmaktadır.

Açıkça görülüyor ki Nuruosmaniye Camii ve külliyesi, hem sosyal hem ekonomik yönden yenilenmenin ve de yeniden yapılanmanın misyonunu temsil etmek üzere inşa edilmiştir.Her iki bânisine de Yüce Rabbimden rahmet ve mağfiret niyâz ediyorum.

Kuruluşundan Günümüze Nuruosmaniye Külliyesi’nde Kur’an Öğretimi

Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi inşaatını başlatan Sultan I. Mahmut devrinde de bu külliye inşaatını tamamlayarak adına vakfiye düzenleyen Sultan III Osman devrinde de ikbal dönemini devam ettiren dârüssaâde ağası kâtibi Derviş Mustafa Efendi, Haremeyn vakıfları muhasipliğinin yanı sıra Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi’ni yönetmek üzere mütevelli olarak da görevlendirilmiştir.

Cami inşaatının başladığı ilk günden itibaren önce bina eminliğine sonradan da terfi ettirilerek, hassa su nazırlığına getirilen Âtıf Efendi damadı Ali Ağa da Saray Kapıcı başılığına yükseltilmiştir. Dârüssaâde ağası Hacı Ahmet Ağa da Nuruosmaniye Camii ve külliyesi ile ilgili olarak tesis olunan Sultan III. Osman vakıflarına nâzır olmuştur. Sultan III. Osman nezdinde büyük itibar kazanmış olan bu üç kişinin gözetiminde gerçekleştirilen vakıf hizmetleri, yıllarca başarıyla sürdürülmüştür. Ancak tarihî süreç içinde vakfın gelir kaynakları, birer birer ortadan kalkmış, öyle ki Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi’ni müştemilatı olan kârgîr sıra dükkânlar dahî şahıs malı haline gelmiştir. Bu nedenle vakfiyede yapılması öngörülen vakıf hizmetleri, büyük ölçüde zaafa uğramıştır.

Vakfiyede yapılması ön görülen diyânî hizmetlerden, sadece imâmet-hitabet, müezzin-kayyımlık hizmetleri ile Kura’n-ı Kerim öğretim hizmeti veren Kura’n-Kursu öğreticiliği hizmeti, günümüze intikal eylemiştir ki bu hizmet-vakfiyede yer alan tanıma göre- şeyhu’l-kurrâlık hizmetidir.
 

Sayfa 1   Sayfa 2   Sayfa 3   Sayfa 4   Sayfa 5   Sayfa 6

 
New Page 1
111- Bugün Ben onları size sabretmelerinden dolayı kurtuluşla ödüllendirdim.
112- Allah onlara: 'Dünyada kaç yıl kaldınız?' der.
113- Onlar da: ''Bir gün ya da günün bir kısma kadar. Sayabilenlere sor'' derler.
114- Allah şöyle de: ''Orada az bir süre kaldınız. Keşke bunu bilseydiniz!''
115- ''Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve Bize dödürülmeyeceğinizi mi sandınız?''

( müminun suresi - 111)



Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Temmuz ayında yapılacak mezunlar toplantısına katılacakmısınız?
desing

desing : canliyayin.org

2006 © NUR-U OSMANIYE