New Page 1
2015-2016 Yılı Öğrenci Alımı

TARİH :06-06-2015

2015-2016 Yılı öğrenci alımı ile ilgili detaylar haberler bölümüne eklenmiştir.


Tüm duyurular
........................

SİTEMİZE HASAN AKKUŞ RESİM GALERİSİ EKLENDİ

TARİH :03-01-2013

Fotoğraflara foto galerisinden bakabilirsiniz.
Sizlerin çekmiş olduğu fotoğraflar varsa bize gönderin sitemizde yayınlayalım.

iletişim: ikadirhan@hotmail.com



Tüm duyurular
........................

Sayac
Tekil (Bugün) 40
Toplam 205086
En Fazla 573
Ortalama 87
Üye Sayısı 96
Bugün Üye Olan 0
 1950’li yıllara gelince Hasan Akkuş’un yanında Süleyman Çakır, Cemal Küflü, Abdurrahman Cansu gibi hamiyet sahibi kişilerin yanı sıra Fahri Kiğılı ve Sadettin Kaynak gibi meslekten olan zevatın da yer aldığını görmekteyiz. Çünkü Hasan Akkuş Hoca Efendi, her gün sabah namazı için camiye gelerek öğrencilerini namaza kaldırmakla çalışma programını başlatır ve öğleye kadar ders dinleme işini bitirirdi. Onun dışında kalan zamanlarda mesleği ile ilgili diğer işleri yürütürdü. O yıllarda camilerde Ramazan Ayı’nın dışında senelik mukabele okuma geleneği de yaygındı. Mevlit geleneği ise her seviyeden Müslüman ailelerin rağbet ettiği dini bir mera- simdi.

Sadettin Kaynak Hoca Efendi, Sultan Ahmet Camii imam-hatibi olarak-özellikle- öğleden sonra dershanede dinî musıkî meşkedermiş. Çemberlitaş Gazi Atik Ali Paşa Camii imam-hatibi olan Fahri Kiğılı Hoca Efendi ise, Hasan Akkuş Hoca Efendi, görevle ilgili olarak İstanbul dışına çıktığında ona vekâlet edermiş. Aslen Malatyalı olan bu zat, varlıklı bir kişi olduğundan Çarşıkapı semtinde bulunan apartmanının bir bölümünü Hasan Akkuş Hoca’nın talebelerine yurt olarak tahsis etmiştir. Kendisi de -fiilen- öğretim hizmetlerine katkıda bulunuyormuş.Yurt olarak tahsis ettiği apartman dairesi, Nuruosmaniye Kur’an kursu’nun bir şubesi durumundaymış.

1950-1960 yılları arasında geçen bu on yıllık dönem, Hasan Akkuş Hoca’nın 1918 den bu yana sürdürdüğü Kur’an öğretim hizmetinin en verimli yılları olmuştur. Bu on yıl zarfında onlarca talebe, O’nun rahle-i tedrisinden geçmiştir.

27 Mayıs 1960 İhtilalinden sonra yasal şartlar değişmiş ve o seneye kadar imamet hizmetiyle birlikte yürütülen Kur’an öğretim hizmetleri, yek diğerinden ayrılmıştır. Böyle bir uygulama olunca da başta Hasan Akkuş Hoca Efendi olmak üzere Abdurrahman Gürses gibi ehliyetli ve de şöhretli hıfız muallimleri, imameti tercih ederek camideki mihrap hizmetine dönmüşlerdir.

Süleymaniye Camii imam-hatibi Sadık Erzi’nin oğlu olan Devlet Bakanı Prof. Adnan Erzi tarafından gerçekleştirilen bu yeni uygulama ile kurs hizmetleri, öğretim kalitesi bakımından geniş ölçüde zaafa uğramıştır. Boşalan kadrolara -çok kere- hafız olmayan kişiler atanmıştır. Değişik sebeplerden dolayı bundan sonraki yıllarda kurs sayısı artmış olmakla birlikte özel şartları bulunan bir iki kurs dışında güçlü hafız yetiştiren Kur’an Kursu kalmamıştır.

/j-Kur’an Öğretimi Açısından Nuruosmaniye Külliyesi’nde Fetret Devrinin Başlaması

Hasan Akkuş Hoca Efendi, hafız muallimlğini bırakıp mihrap hizmetini tercih edince 1950 yılından bu yana yapılagelmekte olan Kur’an-ı kerim öğretiminde önemli bir boşluk doğmuştur. Ahmet Tozan misalinde görüldüğü üzere kurs öğretmenliğine hıfzı olmayan kişiler atanınca verim ve de kalite, süratle düşmüştür.

1960’lı yıllarda Nuruosmaniye külliyesinde yapılan Kur’an-ı kerim öğretiminde Hasan Akkuş Hoca’nın ruhâniyet kokusu, kısmen devam etmiş ise de bu yeterli olmamıştır. Cami ikinci imam-hatibi Enver Galip Ceylan ile baş müezzin-kayyımı hattat Recep Berk tarafından yapılan katkıya rağmen öğretimde görülen zaaf giderilememiştir.

Kursla resmi bağı kesilmiş olan Hasan Akkuş Hocanın manevî bağlantısı da , tabii olarak her geçen gün biraz daha azalmak suretiyle, 1970’li yıllara gelindiğinde tamamen kesilmiştir. Öyleki cami ve kurs avlusu, çevredeki dükkanlarda çalışan gençlerin öğle tatillerinde top koşturdukları futbol sahasına dönüştürülmüştür. Hatta top oynayan gençlerden birinin çektiği şut darbesiyle Hasan Akkuş Hoca, kısmî felç geçirmiştir. Yeniden yapılanma döneminin başlatıldığı 1974 yılında Recep Akakuş’un önerisi doğrultusunda rahmetli Hacı Kutbettin Türkmen tarafından mütevelli odası önüne diktirilmiş olan köknar cinsi çam ağacı, işte bu şut darbesini hatırlatma amacıyla dikilmiş sembol bir hatıra ağacıdır.

1970’li yıllara gelindiğinde medresenin, Hasan Akkuş Hoca’ya tahsisini sağlayan ve giderlerine de katkıda bulunan Süleyman Çakır vefat edince buranın, aylık kirası vakıflar idaresine ödenemediği gibi su ve elektrik masrafları da ödenememiş ve kesilme durumuyla karşılaşılmıştır. Bunu önlemek amacıyla medresede yer alan bir kısım odalar, geçici olarak, İlim Yayma Cemiyeti’nin himayesindeki üniversiteli gençlere verilmiştir. Bu yolla medresenin su ve elektrik masrafları, muhtıraların verildiği 1972 yılı’na kadar İlim Yayma Cemiyeti tarafından karşılanmıştır.

Bir evvelki bahiste kısaca değinildiği üzere 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra devlet bakanı Prof. Adnan Erzi’nin önerisi doğrultusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü, başta Nuruosmaniye Külliyesi’nde yer alan medrese olmak üzere İstanbul’daki bir çok medreseyi üniversite talebeleri için yurt haline getirmiştir. Nurosmaniye Medresesi de üniversiteli kız talebeler için yurt olarak planlanmış ve bu amaçla medrese iç avlusuna bakan revaklar, demir doğrama ile kapatılmıştı.

Cami cemaatini de yakînen ilgilendiren bu durum, Hasan Akkuş Hoca Efendi’yi derinden yaralamış ve doğrudan ilgisi kalmamakla birlikte duruma el koymuş ve geçmişte Yemen’de aynı cephede birlikte savaştıkları ihtilal lideri Cemal Gürsel’e baş vurarak Nuruosmaniye medresesinin, üniversite kız talebe yurdu olmasını önlemişti.

Görüldüğü üzere 1960-1970 yılları arasında Nuruosmaniye Külliyesi’nde istikrarlı ve düzenli bir öğretim gerçekleştirilememiştir. Bir diğer ifadeyle Hasan Akkuş Hoca’nın bıraktığı boşluk doldurulamamıştır. Bununla birlikte bu dönemde Nuruosmaniye Külliyesi’nde Hasan Akkuş Hoca’nın himayesinde Nafiz Özdemir ve İsmail Biçer gibi değerler yetişmiştir. Ancak bunlar, istisnâi bir durumdur. Genelde Kur’an öğretim hizmeti sürdürülmüş ise de bu dönemde Nuruosmaniye külliyesi’nde verimli ve de kaliteli bir öğretim, yapılamamıştır.

1974 yılından itibaren tarafımızdan organize edilerek gerçekleştirilen yeniden yapılanma dönemi, Nururosmaniye Külliyesi’nde yeni bir çığırın açılmasına vesile olmuştur.

/ h- Nuruosmaniye Külliyesi ve Kur’an Öğretimi Açısından Yeniden Yapılanma

Buraya kadar-kısmen –hatıralar ile süslü olarak aktarılmış olan bilgilerden de anlaşılacağı üzere Hasan Akkuş Hoca Efendi, Kur’an okutma hizmetlerini yürütürken iki şeye dikkat etmiştir. Bunlardan ilki, şartlar ne olursa olsun, hiçbir zaman devlet ile takışmamak; ikincisi de yine şartlar ne olursa olsun halkla kapışmamaktır.

Yek diğerine zıt gibi görünen bu iki prensibi, tıpkı biri yakıcı diğeri yanıcı gaz özelliği taşıyan oksijen ile hidrojenin, belirli bir ortamda birleşerek bütün canlılar için hayat kaynağı olan suyu meydana getirmiş olduğu gibi o da biri diğerine zıt gibi görünen bu iki temel esası, akıl ve vicdan potasında eriterek toprağın, rahmeti berekete dönüştürdüğü gibi Hasan Akkuş Hoca da- o günün sosyal şartları içinde- halkın gücü ile devletin sağladığı imkânları birleştirerek hizmete dönüşmüştür.

Hatırlanacağı üzere 1970’li yıllar ülkemiz açısından askerî muhtıralar devridir. Sık sık değişen iktidarlar, ülkemizde istikrarlı bir yönetimi sağlayamamışlardır. Gerçekleştirilen 1974 Kıbrıs harekâtı da yaşanan istikrarsızlığın en önemli nedenleri arasında yer almıştır.

1973 yılı genel milletvekilleri seçimleri öncesinde İstanbul Eyüp ilçe müftülüğünden Eminönü ilçe müftülüğüne naklen atanmıştım. Göreve başladığım ilk hafta içinde Nuruosmaniye Külliyesi ile bağlantılı olarak kurulmuş bir paravan turizm derneğinin, davul zurna eşliğinde cami avlusunda -sözüm ona- bir festival düzenlediklerine şahit oldum.

Cami hizmetleri açısından olumsuz bir gelişme olarak değerlendiğim bu olay üzerine gittiğimde gördüm ki bazı çıkar çevrelerinin güdülemesi ile Nuruosmaniye Turizm Derneği adıyla paravan bir dernek kurulmuş ve bu yolla Nuruosmaniye Külliyesi’nde bulunan medresenin kuyumcular çarşısı, ön bahçenin turistik gazino ve hünkâr kasrı çevresinde bulunan boş alanın da otopark haline getirmeyi planlamışlardır. Bu amaçla İstanbul Vakıflar Baş Müdürlüğü nezdinde teşebbüse geçerek yetkililerden taleplerinin değerlendirileceği sözünü de almışlardır.

/k- Bakanlar Kurulu Kararı ve Nuruosmaniye Külliyesi’nin Müftülüğe Tahsisi

Bilindiği üzere tarihî Kapalı Çarşı’ya geçiş yolu üzerinde bulunan Nuruosmaniye Külliyesi, her gün yüzlerce turistin gelip geçtiği yer olduğundan hem dinî hizmetlerin yürütülmesi açısından hem de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temsili açısından büyük önem taşıyordu. Bu sebepten Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da onayı alınarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde tarafından yapılan ısrarlı teşebbüsler sonunda takriben bir yıl sonra Nuruosmaniye Külliyesi’nin, Bakanlar Kurulu kararıyla, İstanbul Eminönü ilçe müftülüğüne tahsisi sağlanmıştır.

Gerçekleştirilen bu tahsisten sonra – zaman zaman aksatılmış olmasına rağmen-1940 yılından bu yana sürdürülen Kur’an okutma faâliyeti, önce gündüzlü Kur’an kursuna dönüştürülmüş ve Merhum Durmuş İlgin yönetiminde verimli bir Kur’an öğretim hizmeti başlatılmıştır. Ayrıca aynı dershanede Gazi Atik Ali Paşa Cami imam-hatibi Ahmet Çakır yönetiminde bir de akşam Kur’an kursu devreye konmuştur. Her iki kursta başarılı öğretim hizmetleri verilmiştir.

Diğer yandan Kapalı Çarşı esnafından Merhum sarraf ve kuyumcu Hacı Kutbettin Türkmen’in başkanlığında kurulan “Nuruosmaniye Camii’ni ve Kur’an Kurslarını Koruma Derneği” aracılığı ile yapılan hizmetlere halkın katkısı ve desteği sağlanmış, 1974 yılından itibaren külliyenin medrese bölümünde açılan Nuruosmaniye Yatılı Kur’an kursu da hizmete girmiştir.

Gerçekleştirilen bu yeniden yapılanma döneminde gündüzlü ve akşam Kur’an kurslarına ilk okul mezunu olmak şartıyla her Türk vatandaşının kabul edilmesine karşın Nuruosmaniye Yatılı Kur’an Kursu’na belli niteliklere sahip gençlerden sınavla öğrenci alınması cihetine gidilmiştir.

Çünkü Nuruosmaniye Yatılı Kur’an Kursu, İmam-Hatip Lisesi’ne taban oluşturacak tarzda dizayn edilmişti. Burada hıfzını tamamlayan gençler, kursun yurt bölümüne aktarılacak ve İstanbul İmam-Hatip Lisesi’ne gideceklerdi. İmam-Hatip Lisesi’ne giderken de hıfızla ilgilerini devam ettirmiş olacaklardı.

Asırlardır devam ettirilen bir geleneğe göre Nuruosmaniye Külliyesi’nde verilen Kur’an okutma hizmetleri- büyük ölçüde- hocadan talebeye intikal etmiştir. Bu nedenle ben de bu geleneğe uyarak 1974 ten itibaren başlatılan yeniden yapılanma döneminde Hasan Akkuş Hoca’nın 1960’lı yıllarda yetiştirip mezun ettiği talebelerinden Erzurumlu Nafiz Özdemir’in İzmet’ten İstanbul’a naklen tayinini sağlayarak bu geleneği devam ettirdim. Yapılan bu hizmetlerde büyük emeği geçmiş olan Merhum Kutbettin Türkmen başta olmak üzere Merhum Ömer Bostan’ı , Merhum Recep Berk’i ve Merhum Dursun Çakmak’ı rahmetle anıyorum.

Bu dönemde yetiştirildikten sonra, önce İstanbul İmam-Hatip Lisesi’ne, sonra da sınavda başarılı olup Marmara İlahiyât Fakültesi’ne devam eden ilk öğrencilerimiz, hatırlayabildiğim kadarıyla;
Mehmet Özer, Musa Özer, Şerif Tuğtekin, Ünal Mamur, Mehmet Öztürk, Osman Çataloğlu ve Hasan Avcı’dır. Bu öğrencilerimizden ilk dördü, İstanbul Marmara İlahiyât Fakültesi’nde dinî yüksek tahsillerini tamamlayarak eğitim ordusuna katılmışlardır. Yapılan bu uygulama sayesinde Nuruosmaniye Kur’an Kursu’nda hıfzını tamamlamış olan talebeler, İstanbul İmam-Hatip Lisesi’nin en başarılı öğrencileri arasında yer almışlardır.

2007 -2008 yılı itibariyle Nuruosmaniye Kur’an Kursu’nun, hem öğretim kadrosunda hem de yönetim kadrosunda aktif görev üstlenmiş olan Kur’an kursu yöneticisi Hafız Mehmet Özer, ilk yatılı kurs öğrencilerimizdendir. Dernek yönetimini üstlenmiş olan Hafız Eyüp Sağman ve İhsan Kadirhan da yeniden yapılanma döneminde yetişen değerli öğrencilerimizdendir.

/ l- Yeniden Yapılanma Döneminde Yaşadığım İlginç İki Hatıra

1974 Haziran ayının son günleriydi. Nuruosmananiye Yatılı Kur’an Kursu olarak faâliyete geçirmek istediğim medresenin onarımı tamamlanmak üzereydi.

Doğu kökenli bir kardeşimiz kursun badanasını yapıyordu. İlçe müftülüğünün Çemberlitaş-Divan yolu’nda Türbe denen mahaldeki binasına heyecan içinde koşarak gelen bu badanacı genç;

-Müftü Bey ! Benim hesabımı ver, çağrı aldım. Âcilen ben askere gidiyorum, dedi. Hafta sonu olmadığı için kendisine hesap ödeme ile ilgili hiç bir hazırlığım da bulunmuyordu. Ancak genç ısrarlıydı ve de mutlaka hesabının ödenmesini istiyordu. Gerçekten çok sıkışmıştım. Ödemede bulunacağını ümit ettiğim bir kaç dostu aradığımda, onlardan da olumlu bir cevap alamamıştım.

Sıkıntılı saatler geçiriyordum ki postacı, müftülük makamına girdi ve “Recep Akakuş ” siz misiniz? dedi. “Evet” cevabını alınca da çantasından çıkardığı üzerinde “çok gizli” zarfı, mazrûfen bana imzalattı. Adıma gönderilen gizli damgalı zarfı açtığımda 24 saat içinde Edirne coğrafyasında konuşlandırılmış Zırhlı 16.Piyade Alayı 1.Taburu silah takım komutanlığı görevime başlamam emrediliyordu. Gerçekten tebligatı alınca, derinden sarsılmıştım. Zira evimde yatalak annesine bakan iki çocuklu genç eşimi teslim edebileceğim bir âile büyüğüm bulunmuyordu. Evime telefon ederek yapacağım bir seyahat için bavulumun hazırlamasını eşimden rica ederken, bir taraftanda kaymakamla temasa geçerek yerime bakacak vekilin atanma işlerini tamamlamaya başladım.

Tam bu sırada koşarak Müftülük makamına gelen Yatılı Kur’an Kursu öğretmeni Nafiz Özdemir, heyecanla içeri girdi. müftülük kasasında muhafaza olunan kopyalı-makbuz koçanını benden istedi. Nedenini sorunca da kursa tanımadığı bir kişinin gelip gezdiğini, bu işler ile kimin ilgelendiğini sorup öğrendikten sonra da kopyalı-makbuz karşılığında yardım etmek istediğini söylemiştir. Gönderdiğim kopyalı-makbuz, kimliği mechul o kişiye arz edildiğinde, yüz elli TL. teberrû yazdırmıştır. Ancak kimliği hakkında hiçbir bilgi vermemiştir. İsrar edilince de bir Allah’ın kulu diye yazıver ! demiş ve kimliğini, yapılan ısrarlı taleplere rağmen vermemiştir.

Burada ilginç bulduğum husus, meçhul kişinin yaptığı teberrunun, Kıbrıs çıkartması dolayısıyla askere çağrılan badanacı gencin-cami ve kurs adına- ödememi istediği para miktarının teberru edilmiş olmasıdır. Badanacı işçinin ücreti derhal ödendi ve ben de 3 saat sonra Edirne’deki askeri birliğe katılmak üzere İstanbul’dan ayrıldım.

O günün gecesi saat 24 sularında, önce 16.Piyade Alayının konuşlandığı Bulgar hududundaki birlik merkezine, ardından da silah takım komutanı olarak görevlendirilmiş olduğum 16. Piyade Alayı’nın 1. Taburu’na vardım. Ancak 1 . Tabur Kıbrıs harekâtı sebebiyle -gizlice – Yunan hududuna kaydırıldığı için aynı gece saat 03 sularında Yunan hududunda Pazar-Kule Sınır Kapısı civarında ve Karaağaç-Sinekli Memba Suyu yakınında toprak altına gizlice konuşlanmış olan ve de 8-11 numaralı hudut taşlarının arasındaki sahayı tutma görevi üstlenmiş olan birliğime intikal ettim. Savaş psikolojisinin en üst seviyede yaşadığım bu ortam, 48 gün sürmüştür. Yunan askerî birlikleri’nin, Altıncı Amerikan Filosu’na sığınarak Kıbrıs’a çıkmaktan vaz geçtiği güne kadar devam etmiştir.

/ m- Verilen İftar Yemeği ve Taşıdığı Sır

Nuruosmaniye Külliyesi’nde 1974 yılından itibaren başlatılan yeniden yapılanma döneminde kurs faâliyetlerine halkın katkısını sağlamak amacıyla Ramazan ayı süresince iftar verme programları düzenlenmiştir. Her akşam bir Müslüman kardeşimiz kursta iftar vermiştir. Hazırlanan zengin iftar yemeğinden hem talebeler yararlanmış, hem iftar sahibinin dostları yararlanmış ve hem de çevrede muhtaç Müslümanlar, nezih bir ortamda iftar yapma imkânını bulmuşlardır. 70-80 kişiye cevap veren iftar programında 10 kişilik de müftülüğün misafirlerine kontenjan ayrılmıştır.

Bir tevafuk eseri, müftülük kontenjanına dahil ilk misafirler, Kapalı Çarşı’da görevli emniyet mensupları olmuştur. Ardından Yeşildirek Karakol mensuplarından daha sonra da Alemdâr Karakolu’na bağlı emniyet mensuplarından iftar misafirlerimiz olmuştur. İftar yemeğinden sonra Nuruosmaniye Camii’nde –cumhur müezzinliği geleneğine bağlı kalınarak tevşih ve ilahilerle edâ edilen- teravih namazları son derece dikkat çekici olmuştur. Hele teravihten sonra Yatılı Kur’an Kursunda gerçekleştirilen çay-sohbetleri ve Merhum Dursun Çakmak tarafından geçilen ilâhiler, iftara katılan misafirleri mest etmiştir.

Sayfa 1   Sayfa 2   Sayfa 3   Sayfa 4   Sayfa 5   Sayfa 6

 
New Page 1
111- Bugün Ben onları size sabretmelerinden dolayı kurtuluşla ödüllendirdim.
112- Allah onlara: 'Dünyada kaç yıl kaldınız?' der.
113- Onlar da: ''Bir gün ya da günün bir kısma kadar. Sayabilenlere sor'' derler.
114- Allah şöyle de: ''Orada az bir süre kaldınız. Keşke bunu bilseydiniz!''
115- ''Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve Bize dödürülmeyeceğinizi mi sandınız?''

( müminun suresi - 111)



Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Temmuz ayında yapılacak mezunlar toplantısına katılacakmısınız?
desing

desing : canliyayin.org

2006 © NUR-U OSMANIYE